|
KPSS sorularının hazırlanması, sınavın uygulanması ve sonuçların açıklanması sürecindeki sorumluluğu olan kurum ve bireylerden kaynaklanan güvenlik açığı ve ihmalleri ile milyonlarca kişi mağdur edilmiştir. Yapılan açıklamalar, bu mağduriyeti gidermekten çok sistemde değişiklik yapılması üzerinedir. Alan sınavı 1987 yılında uygulandı ve ben bu sınava girdim. Sınav 60 soru ortaöğretim müfredatından, 40 soru da akademik müfredattan olmak üzere 100 adet sorudan oluşuyordu. Soruların tamamı alan sorusu idi. Bir öğretmenin yalnız alanına hakim olmasının yeterli olduğu düşüncesi doğru olsaydı yirmi beş yıldır devamlılık gösterirdi. Bu yaklaşımın yanlışlığı çok açıktır. O yıllarda dershanelerde rehber öğretmen yerine öğrencilerin bu ihtiyacı diğer branş öğretmenler tarafından karşılanırdı. Şimdi ise Rehber öğretmeni olmayan kurum kapatılıyor. Eğitimin bu kadar detaylandığı bir süreçte akılcıl çözüm yirmi beş yıl önceki olmadığı açıktır. ÖNERİ: Mevcut sisteme sahip çıkılmalı Genel Yetenek - Genel Kültür ve Eğitim Bilimleri sınavı aynen uygulanmalı, alan sınavı gerekli görülmesi durumunda (ders vereceği müfredattan) üçüncü oturum olarak Pazar sabahı uygulanabilir. Banka, mali müşavirlik vs. sınavlarında bile genel yetenek, genel kültür aranırken “öğretmenin sadece alanını bilmesi yeterlidir” yaklaşımı yanlıştır. Çocuklarım bana öyle sorular soruyor ki iki üniversite mezunu olmama rağmen cevaplamakta zorlanıyorum. Öğrenciler öğretmenlerine sadece branş sorusu sormuyor. Bu yüzden öğretmenin ufku geniş, donanımı güçlü olmalıdır. Bazı arkadaşlardan “MEM bu kadar branş için alan sınavını yapamaz” gibi görüşler geliyor. 1987 de bu sınav yapılabildiyse bu günkü imkânlarla yapılması çok daha kolaydır. Sınava girecek aday sayısının artması teknolojik imkânlar için hiç sorun oluşturmaz. Düşünülmesi gereken yapılabilmesi değil, yapılmasının doğruluğu olmalıdır. Bir kişi alan bilgi eksiğini masa başında giderebilir. Toplumun öğretmenden beklediklerini sadece alanını bilmekle karşılayamaz. Yüksek seviyeli kişiliklerden bahsederken ilk akla öğretmenler gelmelidir. Marangozlar kapı-pencere yapmayı iyi bilir ve toplum onlardan başka beklentide değildir. Peki ya ÖĞRETMEN ? Dışarıda yanlış bir davranışında kimse “bir de marangoz olacaksın” demez ama “bir de öğretmen olacaksın” der. Öğretmende duruşuyla, donanımı ile her türlü öğrenci ve velinin takdirini toplaya bilmelidir. Dershanelerde bu konuda yapılan çalışmalar son derece takdire değerdir. KPSS hazırlık programını takip eden adaylar sınavı kazanamasalar bile çok daha donanımlı bireyler oluyor. YGS-LYS ye göre çok daha çıtası yüksek bir ders süreci yaşıyorlar. Hiçbir dersin stajyerlerin üzerine yıkılmadığı bu hazırlık sürecinde, YGS-LYS adaylarına verilen yayınların en az iki katı yayın verilmesine rağmen onlardan istenen ücretin yarısı ile sürdürülmektedir. YGS-LYS adaylarının sınavı kazanma oranı 1/3 iken, KPSS adaylarının ise 1/10 dan da azdır. Ayrıca KPSS adayları bir an önce atanıp ailelerinin sırtından yüklerini almaları gerekmektedir. Bu adayların hazırlık yapması çok daha zorunludur. Ben çocuklarımı “ÖĞRETMEN GİBİ ÖĞRETMENLERİN” yetiştirmesini istiyorum. Benim çocuklarım bana nasıl kıymetli ise herkesinki öyledir. Dolayısı ile bu beklentiler herkes için geçerlidir. Şu anda okullarda, öğrencilerin sorularını cevaplamaya yeterli bilgisi olan, ancak öğretme çabası olmayan, insani, milli, vicdani değerleri olmayan öğretmenlerde, eli öpülesi öğretmenler de var. Maalesef aynı maaşı alıp, aynı kategori içinde değerlendiriliyorlar. Bilgisi az olup mesleki heyecanını kaybetmemiş ücretli öğretmenlerden, 30 yıllık olanlara göre daha verimli çalıştığı örnekleri az değildir. İşlerinin önemini bilmeyen, öğretme vasıflarına haiz olamayan, örnek teşkil edemeyecek kişilerin öğretmen olarak atanmasını istemiyorum. Unutulmamalıdır ki “En iyi bilen En iyi öğretmen demek değildir.” Öğretmenlerin kalitesinin artması, toplumun geleceğinin garantisidir. (Temmuz 2010) Fizik Öğretmeni Cenap DÜZGÜN |